Perşembe Günlerinden Nefret Ediyorum
Per$embe günlerinin $u anlamsız hayatında önemli bir yeri vardır benim için… Per$embe günleri oturduğum semtin jeopolitik öneminden ileri gelen sebeplerden dolayı pazar kurulur bizim burada. Per$embe pazarı modanın nabzının tutulduğu ve kredi kartının geçtiği ender pazarlardandır. O kadar fantastik bir pazardır ki 22 yıllık $u kısa ömrümde bugüne kadar araba satılmaya çalı$ılan bir pazar daha göremedim. Araba “Toyota Yaris”ti almadım (bozuk da yoktu zaten üzerimde).
Per$embe pazarının hengamesi sabah tezgahların yerle$tirilmeye ba$lamasından (ki bu sabah 05.00 sularına tekabul eder) ak$am çöp arabaları ve yer temizlik araçlarının gitmesine kadar (ki bu da 22.00 civarına kadar çıkar) bitmez. Sabahın “daha karganın bokunu yemediği” bir saati olarak adlandırabileceğimiz bir zaman diliminde semte varan pazarcıların, tezgah açmayacakların tezgahlarını kiralamaları ile açılan pazar maratonu gök gürültüsü kıvamında bir “haydin metal tezgah parçalarını var gücümüzle yere atalım” ritüeliyle devam eder. Tezgahların yerle$tirilmesini tentelerin çekilmesi ve malların tezgahların üzerine açılması izler. Bu i$lemlerin tamamlanmasının ardından default pazarcı i$letim sistemi çalı$maya ba$lar ve pazarcımız mallarını satabileceği bir mü$teri adayı beklemeye ba$lar. Saat 09.00-10.00 sularında pazarın yava$ yava$ hareketlenmesi ile birlikte pazarcımızın ramleri de yava$tan ısınmaya ba$lamı$tır, mü$teri çekmek isteyen pazarcımız sirenlerin denizcileri çekmek için söylediği $arkıya benzer bir çağrı (geeaall olarak söyleniyor) kullanır. Bütün bu bağırı$ ve çığırı$lar zaten fasulye sırığından hallice yükseklikteki bir binanın zemin katında ikamet etmekte olan bendeniz için her$eyi çok daha eğlenceli kılıyor i$in açıkçası.
Per$embe günleri saat 06.00 civarında istesem de istemesem de o hengameye uyanmak zorunda kalıyorum ancak gece zaten 02.00 gibi kendimi yatağa bıraktığım için tekrar sızıyorum. 11.00 civarıuyumak imkansızla$ıyor çünkü abilerin yırtınmaları doruk noktasına ula$ıyor (sanırım benim uyuduğumu anlıyor çakallar).
Pazarlar eskiden güzelmi$ evet (öyle diyorlar yani), insanlar çıkıp haftalık erzak neyin alırlarmı$; ama $imdi kaldı mı öyle bi’ olay abi. Pazardan alacağın erzağın daha iyisini “kendin seçerek” herhangi bir süpermarketten hem de kredi kartıyla rahatlıkla alabiliyorsun. Gün boyunca perdeyi açıyorsun kar$ında beyaz diyecem değil böyle bejimsi bir renk kuma$ tente.. bi’ halt gözükmüyor. Oturduğun binanın otoparkı yoksa (bizimkinin yok ne artistlik yapıyonuz?) bir gün öncesinden ba$ka bi’ yere park etmek zorundasın. Artık arabayı götürürler mi, arka kelebeği indirirler mi diye paranoya yapması size kalmı$. Gün boyunca arabayı çıkarmaya da korkuyorsun zira çıkınca bi’ daha girmek için yer de bulamıyorsun.İ$in çıkar da evi terketmek ve hiçbir $ey almadığı halde pazarda mal mal dola$an güruhun arasına dalmak zorunda kalırsan vay haline zaten. Yolun ortasında aklına evde ocağı yanık unuttuğu gelmi$ gibi aniden durup geriye dönen teyzeler mi istersin, sanki bi’ $ey alacakmı$ da hangisini alsın ona karar verememi$ gibi bi’ sağa bi’ sola giden genç kızlar mı istersin, bu kızları “avlamaya” çıkmı$ serengetinin ha$in avcılarını mı istersin yoksa orada ne aradığını bile bilmeyen amcalar mı istersin. Orjinlain her türlüsü var mubarek, ben sönük kalıyorum yanlarında.
Bi’ $ey olsa, yangın falan çıksa biri hastalansa hiçbir araç giremiyor içeriye; ki alt kom$umuz geçen sene bir per$embe günü vefat etti. Ambulans pazar olduğu için apartmana gelemedi. Belki erken gelebilselerdi adam ya$ıyor olurdu. Kısfmet.
Ama bazen ufak $eyler oluyor günü geçirmenize yardımcı oluyor.. Ufacık ama; o günlük yetiyor sadece…
Per$embe Günlerinden Nefret Ediyorum Demi$ Miydim?