Posted by NeCRo on Apr 6, 2009 in
Ivır Zıvır
Bilen bilir Sakarya Üniversitesinde Makine Mühendisliği bölümünün gediklilerindenim (bilmiyorduysanız da öğrendiniz zaten ^_^).. Uzatmaları oynadığım üniversite hayatımın bir vize haftasına daha girmek üzereyim ve her zaman yaptığım gibi yine ders çalış(a)mıyorum.. Üniversiteye başladığım günden beri çok şey değişti buralarda, binalar yenilendi hocalar değişti, ben değiştim en çok da.. Daha az zevk alıyorum hayattan, monotonlaşmak böyle bir şey olsa gerek..
Saat gece 03.00 ı göstermek üzereyken ertesi gün iki sınavı olan bir gencin yapmayacağı bir şey olsa gerek yazı yazmak.. Yazmaya çalışmak diyelim en iyisi.. Önümde notlar, yanımda kahve bardağı, karşımda monitör; fonda inceden müzik sesi.. Genel tribalimdir notlara boş boş bakmak.. Buradan Bill (Gates) emmiye seslenmek istiyorum.. Biliyorum implant işini çözdünüz… Saklamayın babacım bizlerden.. Taktıralım kafaya hafıza çipini rahatlayalım.. Nedir yani mevzu? Paraysa para…
Okulu bitirmem için aile meclisi tarafından 1 sene daha tolerans tanındı (meclis dediysek annemle babam, çekirdek aile bizimkisi).. “Sekkiz” tane vizeye gireceğim bu hafta, bi’ dolu not kupalarca nescafe ve yolun sonunda kafein koması… Her çocuğun hayalidir ya hani “hiç sınav olmasa!!111″ bende hala var o hayal. Hiç sınav olmasın lan, valla bak. Yeminlen diyorum her derse giderim. Kim çalışacak gecenin köründe “motorlar”a, “engineering materials”a.
Ahmet hocam olur da bu yazıya denk gelirsen bi’ yerlerde.. gözünü seveyim notu bol ver.. Beşinci senemde de geçemezsem şu dersten evde topa koyacaklar.. LOL
Tags: Bill Gates, engineering materials, implant, motorlar, nescafe, sınav haftası, vize
Posted by NeCRo on Feb 16, 2009 in
Ivır Zıvır
İçimdeki bi’$eyler yazma isteğini ü$engeçliğimle bastırıyorum ne zamandır.. Ufak tefek karalamalar yapıp kendimi gaza getirmeye karar verdim ilk meyvesi de bu. Monoton hayatımın geride kalan günlerinden birindeki gibi derse girmek yerine kampüsteki büyük internet kafedeyim bu sefer; allahtan burda sigara içilmiyor lan.
Son aldığım duyumlardan birini kontrol için burdayım i$in aslı.. Sausem’de Torrent çalı$ıyor olm.. Kimseye sölemeyin ama.. LOL
Posted by NeCRo on Jan 24, 2009 in
Ivır Zıvır
Per$embe günlerinin $u anlamsız hayatında önemli bir yeri vardır benim için… Per$embe günleri oturduğum semtin jeopolitik öneminden ileri gelen sebeplerden dolayı pazar kurulur bizim burada. Per$embe pazarı modanın nabzının tutulduğu ve kredi kartının geçtiği ender pazarlardandır. O kadar fantastik bir pazardır ki 22 yıllık $u kısa ömrümde bugüne kadar araba satılmaya çalı$ılan bir pazar daha göremedim. Araba “Toyota Yaris”ti almadım (bozuk da yoktu zaten üzerimde).
Per$embe pazarının hengamesi sabah tezgahların yerle$tirilmeye ba$lamasından (ki bu sabah 05.00 sularına tekabul eder) ak$am çöp arabaları ve yer temizlik araçlarının gitmesine kadar (ki bu da 22.00 civarına kadar çıkar) bitmez. Sabahın “daha karganın bokunu yemediği” bir saati olarak adlandırabileceğimiz bir zaman diliminde semte varan pazarcıların, tezgah açmayacakların tezgahlarını kiralamaları ile açılan pazar maratonu gök gürültüsü kıvamında bir “haydin metal tezgah parçalarını var gücümüzle yere atalım” ritüeliyle devam eder. Tezgahların yerle$tirilmesini tentelerin çekilmesi ve malların tezgahların üzerine açılması izler. Bu i$lemlerin tamamlanmasının ardından default pazarcı i$letim sistemi çalı$maya ba$lar ve pazarcımız mallarını satabileceği bir mü$teri adayı beklemeye ba$lar. Saat 09.00-10.00 sularında pazarın yava$ yava$ hareketlenmesi ile birlikte pazarcımızın ramleri de yava$tan ısınmaya ba$lamı$tır, mü$teri çekmek isteyen pazarcımız sirenlerin denizcileri çekmek için söylediği $arkıya benzer bir çağrı (geeaall olarak söyleniyor) kullanır. Bütün bu bağırı$ ve çığırı$lar zaten fasulye sırığından hallice yükseklikteki bir binanın zemin katında ikamet etmekte olan bendeniz için her$eyi çok daha eğlenceli kılıyor i$in açıkçası.
Per$embe günleri saat 06.00 civarında istesem de istemesem de o hengameye uyanmak zorunda kalıyorum ancak gece zaten 02.00 gibi kendimi yatağa bıraktığım için tekrar sızıyorum. 11.00 civarıuyumak imkansızla$ıyor çünkü abilerin yırtınmaları doruk noktasına ula$ıyor (sanırım benim uyuduğumu anlıyor çakallar).
Pazarlar eskiden güzelmi$ evet (öyle diyorlar yani), insanlar çıkıp haftalık erzak neyin alırlarmı$; ama $imdi kaldı mı öyle bi’ olay abi. Pazardan alacağın erzağın daha iyisini “kendin seçerek” herhangi bir süpermarketten hem de kredi kartıyla rahatlıkla alabiliyorsun. Gün boyunca perdeyi açıyorsun kar$ında beyaz diyecem değil böyle bejimsi bir renk kuma$ tente.. bi’ halt gözükmüyor. Oturduğun binanın otoparkı yoksa (bizimkinin yok ne artistlik yapıyonuz?) bir gün öncesinden ba$ka bi’ yere park etmek zorundasın. Artık arabayı götürürler mi, arka kelebeği indirirler mi diye paranoya yapması size kalmı$. Gün boyunca arabayı çıkarmaya da korkuyorsun zira çıkınca bi’ daha girmek için yer de bulamıyorsun.İ$in çıkar da evi terketmek ve hiçbir $ey almadığı halde pazarda mal mal dola$an güruhun arasına dalmak zorunda kalırsan vay haline zaten. Yolun ortasında aklına evde ocağı yanık unuttuğu gelmi$ gibi aniden durup geriye dönen teyzeler mi istersin, sanki bi’ $ey alacakmı$ da hangisini alsın ona karar verememi$ gibi bi’ sağa bi’ sola giden genç kızlar mı istersin, bu kızları “avlamaya” çıkmı$ serengetinin ha$in avcılarını mı istersin yoksa orada ne aradığını bile bilmeyen amcalar mı istersin. Orjinlain her türlüsü var mubarek, ben sönük kalıyorum yanlarında.
Bi’ $ey olsa, yangın falan çıksa biri hastalansa hiçbir araç giremiyor içeriye; ki alt kom$umuz geçen sene bir per$embe günü vefat etti. Ambulans pazar olduğu için apartmana gelemedi. Belki erken gelebilselerdi adam ya$ıyor olurdu. Kısfmet.
Ama bazen ufak $eyler oluyor günü geçirmenize yardımcı oluyor.. Ufacık ama; o günlük yetiyor sadece…
Per$embe Günlerinden Nefret Ediyorum Demi$ Miydim?
Tags: eziyet, pazar, perşembe
Posted by NeCRo on Jan 24, 2009 in
Ivır Zıvır
Kaptanın seyir defteri;
Ocak ayının, dı$arda havanın nasıl olduğunu bilmediğim bir günündeyim (bugün dı$arı çıkmadım da)(dı$arı dediysek sokağa)(bazen scrubs’taki J.D gibi kopuyorum böyle aldırmayın siz)… Yakla$ık 22.00 dan beri sürdürdüğüm “$u wordpress’i bi kurayım nan” eylemini sonunda bitirmi$ olmanın verdiği rahatlığın da etkisiyle bi giri$ yazısı yazayım dedim bu çıktı.
Denk gelip de “ne lan bu?” diye soranlara cevabım; ben de bilmiyorum abisi.. öyle canım sıkıldı site açtım.. Nörcem ben burda? Yazı yazıcam eğlenicem.. Ne yazıcam? Ne denk gelirse artık; film, kitap, oyun, dizi, yemek tarifi (lol), belki de öğlen yediğim tost.. Niye sorusuna gelecek olursak; bunun birkaç cevabı var aslında. Insan bazen yazı yazarak vakit geçirmek ister, kafasını dağıtmak için belki de.. Benin cevabım ise Ryan Sohmer’ın çok sevdiğim bir lafı; ne demi$ üstad “Because I Can”. Türkçe meali; çünkü yapabiliyorum (kıytırık bi’ blog sayfası için belki iddialı bi’ söz belki ama öyle sorries) biraz daha sadele$tirirsek, o anda içimden öyle geçti…
$ampanya $i$esini de laptopa vurarak kırmak sureti ile sitenin açılmı$ olduğunu da buradan duyuruyorum…
hadi öptüm kib bai…